Genel

DUYGULARIMIZI BASTIRMAK

Nasıl Öğreniyoruz?

Büyütülmesi daha rahat çocuklar olabilelim diye ebeveynlerimiz bize korkmak, öfkelenmek, üzülmek, gibi temel duygularımızı göstermememiz gerektiğini öğretebiliyorlar. Genelleme yapacak olursak büyük bir kesim duygularını bastırmayı daha çocukluk çağında öğreniyor. Tabi ki sebepler çok daha farklı olabilir ama temeli daha çok buna dayanıyor diyebiliriz.

REKLAM

Sonuç şu ki;

Duygularımızı göstermenin uygunsuz olacağını öğrenen bizler, büyüyoruz ve yetişkin bireyler oluyoruz. Fakat bu kuralı uygulamaya devam ediyoruz.  Bu hatalar zincirini kırmadığımız sürece; susmak, içine atmak, duyguyu hissedebiliyorken onu başka bir duygu gibi göstermek, duygularımızı saklamak yani maske takmak gibi davranış modelleri geliştiriyoruz.

Ama şunu unutuyoruz!

Duygularımızı birer güç olarak düşünebiliriz asında. Bizim bastırdığımız duygular aslında sandığımız gibi yok olmuyor bilinçaltımıza yerleşiyor. Ve o güç hayatımızda çok farklı formatlarda karşımıza pat diye çıkabiliyor. Güç olarak adlandırdığımız duygularımızdan vazgeçerek aslında hayattan vazgeçmiş oluyoruz.

Peki neden duygularımızı bastırıyoruz?

Çünkü biz kontrolü kaybetmekten korkuyoruz!  Duygumuzu ifade ettiğimizde ortaya çıkabilecek durumlarla başa çıkamamaktan korktuğumuz için, hayatımızdaki önemli ilişkilerimizi kaybetmekten korktuğumuz için olduğumuz gibi kabul edilemeyeceğimizi düşünüp toplum tarafından dışlanmaktan korktuğumuz için… duygularımızı bastırıyoruz bastırıyoruz ve bastırıyoruz.

Aslında atladığımız noktalardan birisi de, duygularımızın gerçekleşen olaylarla oluştuğunu zannetmek ve öyle yapmak… Ama duygularımız gerçekleşen olaylarla değil de düşüncelerimizle oluşur. Herhangi duygusal bir tepki yaşanmadan önce tüm deneyimler beyinde işlenmeli ve onlara bilinçli bir anlam verilmelidir.  Bu noktada deneyimlerimize iyi bir yön verebilirsek korku kavramını törpüleyebilme şansımız daha da artacaktır.

Yabancılaşıyoruz!!

Biz daha çok kendimizi kötü hissettirecek duygularımızı bastırmaya çalışırız. Aslında amacımız yani bastırmak istediklerimiz onlar olsa da bastırdığımız duyguların onlarla sınırlı kalması pek tabi mümkün olmuyor. Biz onlarla beraber farkında olmadan güzel olan duygularımızı da bastırıyoruz. Öfkeyi ve üzüntüyü bastırdıkça sevgiyi ve sevinci de bastırıyoruz.

REKLAM

Duygularımızı bastırdıkça gerçek tanımlarını da kaybediyor, yabancılaşıyoruz. Tıpkı mutluluğu huzura telif etmek gibi…

REKLAM

Size tabii ki de mutluluğun formülünü söyleyemem. Fakat mutlu bir insanın en belirgin özelliklerinden bir tanesini şu şekilde izah edebilirim:

REKLAM

Duygularını özgürce yaşayabilen kişidir mutlu insan, kendi duygularını yaşayabilendir.

İnanıyorum ki, hayatı daha realist algılamaya başladığımızda, içinde gerçek üzüntüyü ve mutluluğu barındırabilen, çarpıtmadan uzak bir duygusal yaşama kavuşacağız.

Daha Fazla Göster

Şeyma Özbilgi

2000 Ekim Van Erciş doğumluyum. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde İlköğretim Matematik Öğretmenliği programında eğitimime devam etmekteyim. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Genç Ofiste gönüllü genç liderlik ayrıca üniversite hayatıyla beraber gönüllü öğretmenlik yapmaktayım.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

REKLAM
Başa dön tuşu
×

Powered by WhatsApp Chat

× Size nasıl yardımcı olabilirim ?
%d blogcu bunu beğendi: