NEFESİNİ TUT - Kadir KÜÇÜK
Genel

NEFESİNİ TUT

Abone Ol 

His boşluğu ve iç burkulması diye bir kavram bütünü duydun mu daha önce?

Пример HTML-страницы
Пример HTML-страницы

Gün doğmadan evinden çıkan insanlar, şehrin kalabalık bir hal almaya başladığı saatler ve sen. Belki yürüyerek belki bir toplu taşıma ile iş yerine vardın. Rutin halde seyreden bu “sabah 8 akşam 5” tempona günaydın dedin, belki de demedin/diyemedin. Direkt başladın bir yerden, halledip şöyle hemencecik evime gitsem diyerek ya da “şu iş bitse de kendime bir vakit ayırsam” cümlesi geçti aklından. Hep bir araç haline getirdin işini aslında farketmeden. Son bulması ile güne yeni başlıyor olma hissiyatı yaşadın. Mesleğinin ne olduğunu bilmiyorum, belki bir işletme sahibi belki bir öğrenci veya mağaza çalışanı. Şunu biliyorum ki olmak istediğin sen ile şuan bulunduğun konumdaki sen aynı işi yapmıyor. Cesaret edemedin belki de, olmak istediğin sen ile hasbihâl etmeye. Yapmış olduğun mesleği hangi şartlar altında seçtin veya seçmek mecburiyetinde kaldın diye sormak geliyor içimden. “Ekonomik kaygılar, boşta kalmayı istememe, maddi gelir düzeyi, bana hitap ediyor oluşu…” Şu son cümlede dur. Diğer cümlelere öncelik verip, “Bana hitap ediyor oluşu.” bu cümleyi en son ekliyorsan eğer ,psikolojik rahatlama sağlamak adına kuruldum, diye bağırıp durur orada. Başka da bir anlam yüklenemez.

Kendimizi kandırmayı çok severiz veya his boşluğu anında yönlendirilmeyi. Kaçmak kolay gelir çünkü bizlere. Kalıp, ‘ olmak istediğim ben için bir şeyler yapmalıyım.’ cümlesini kendimize çok sessiz bir şekilde dahi söyleyemeyiz. Ama sen söylemeye çalıştın biliyorum ancak bir an da beliriverdi o koca koca harfler ile yazılmış: ” iş bulamazsın mezun olunca, resim çizerek mi para kazanacaksın hemde bu devirde, memur ol hayatının garantisi olsun…” sayfalarca koca cümleler dizebilirim buraya. Tüm bu cümlelerim yanında bir de diğer seçenek vardı elbette. Seçtiğinde takdir edileceğin , net bir geliri olan ama insanların asla senin mutluluğunu sorgulamadığı aksine kazandığın para ile orantılı hale getirdiği bir seçenek. Basit gözüken ve ele alındığı an rahatlık sağlayacağı empoze edilmiş bir seçenek. Tercih ettiğin bu seçenek için kendine kızamazsın.

İnsan psikolojisi başarısız olma ihtimaline karşı bir sorumlu tutabileceği yolu seçmeye yönelir. Ve sende, sana bu yönlendirmeleri yapan insanları dinlemeyi tercih ederek o koca koca harfler ile beliren cümlelerin olumsuz bir şekilde sonuçlanması üzerinden atmış olmuştun. Kendine ne zaman kız biliyor musun? “Bu iş bana hitap etmiyor.” cümlesini kurabildiğin an harekete geçecek bir sen bulamazsan kendine kız. Çünkü bunun sorumlusu artık suç bulabilme hakkını kendine kabul ettirdiği insanlar değil, birbiri ile çakışan aynı anda yaşamaya çalıştığın “sen”. İç burkulması yaşayacaksın, grileşmeye başlayacak belki de olmak istediğin sen. İşte o zaman kendine kız.

“Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar. Ya bir insan yolculuğa çıkar, ya da şehrine bir yabancı gelir.”

Şehir kalbin, yolculuğa çıkan şey düşüncelerin, olmak istediğin sen ise bir yabancı. Hikâyenin muhteşem bir şekilde başlamama ihtimali sıfıra ne kadar da yakın değil mi?

Şimdi soruyorum sana, bir yabancı mı bekleyeceksin yoksa gözün yol mu çekiyor?

Bırak nefesini…

Abone Ol 

yaren çibuk

Van doğumluyum ve burada ikamet etmekteyim. Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hemşirelik bölümü 2. sınıf öğrencisiyim aynı zamanda bir ön lisans bölümü mezunuyum. Daha fazla yaşama dokunabilmek adına çeşitli gönüllülük faaliyetleri ve sosyal faaliyetlerde yer almaktayım.
REKLAM
Başa dön tuşu
×

Hello!

Click one of our contacts below to chat on WhatsApp

× Size nasıl yardımcı olabilirim ?
%d blogcu bunu beğendi: