Çaynamede alınmayan çay tatları - Kadir KÜÇÜK
Genel

Çaynamede alınmayan çay tatları

Abone Ol 

“ Çaynamede alınmayan çay tatları”

Пример HTML-страницы
Пример HTML-страницы


Çayname dünya galiyesin gerçeklikleri arasındaki hayran olma sanatıdır. Hayat dediğimiz
imkansızlıklar içerisinde her şeyi başarmaya yönelik ılımlı bir çaba olduğu için, mükemmel olmaya
tapınama sanatıdır. Çaynamelik sadece estetizm değil. Şehirlinmiş insanlar betonlaşırken,
köylülerimiz çiçek düzenleme tekniklerinde ustalaşmış, en kaba işçilerimiz taşlara, sulara selam
vermeği öğrenmiştir. Günlük dramalarımıza koşulsuz şartsız eşlik eden insanlara ise “çaysız
insan”adlandırarak devam edelim…


Dışarıdan ne kadar boş gözüküyoruz, değil mi?


Hayatımızı Kamelyalar Kraliçesine adayıp da şefkat dalgası içinde yüzüp huzur bulmayalım mı?
Perspektifliğin tüm çekiciliği ve bilincimin hürmeti ve tanımlanmamış olanın tüm sessiz gücüyle
aktarılmamadayım tüm aktarılmakta olanı. Her zaman gıpta edilmeyecek kadar kibar faziletleriniz ve
kınanmayacak kadar pitoresk suçlarla ihmal ediliyoruz. Eee birde daha beter olanı söyleyeyim,
yaptıklarımız ve söylediklerimizin ayrı oluşu.. Ne mutlu insanoğluna!,
Beklide dobralık çay kültürü il çelişiyordur. Çayizim beklenen nezaketin kendisi, beklenen sözün
bizdeki karşılığı. Ama ben sessiz bir Çayizimci değilim. Ee dünyada bazı şeyler gibi çayda zaman
geçtikçe eski tadını bozuyor. Bana sorarsanız çayın tadının belirsiz oluşu onu cazip kılıyor. Peki
dünyada insanlar belirsizliği ve ya onlara belirsiz gelen her şeyi kendileri için cazip hesap ediyorlar mı
?!
Çay akşamların eğlentisi, gecelerin avuntusu, güne başlayan katı yürekli, arsız tavrımızın değişim
imajıdır. Ah insanoğlu!
Biliyor musunuz, tüm bu savaşın içindeyken aklıma düalizmden alıntı geliyor. Uzayı dönüp duran bir
araya gelmedikçe asla huzur bulmayacak olan iki ruhtan bahsediyorum. Her kes kendi umudunu var
etmeli. Ruhuna kavuşmalı.
Bana sorarsanız Dünya benlikçiliğin, bencilliğin ve bayağılığın gölgesinde el yordamı ile yolunu
bulmaya çalışmaktır. Ama dediğim gibi bence.. Sizin pencereden hiç mesul değilim.
İnsanların bilinçsiz hareketleri onların iç dünyalarını ele veriyor. Ki insan saklayamaz. Belki de tek derdi
büyük oynarken, en ufacık şeyleri açığa çıkarmasıdır. Bir şeyin önemlilik derecesi onun tamamlanmış
olması değil orayı kaplayan süreçtir . Yani önemli olan şey ne sürahinin var eden ne kum, nedeki
camdır. O sürahinin boşluğunu fark edip suyun doldurulmasıdır. Bu hayatta önemli olan ne odadaki
renk içinde göze batacak o renk, ne nesnelerin ritmini bozacak o ses, ne uyumu ortadan kaldıracak
bir jest, nede bütün o güzelliklere rağmen yapılan kötü konuşma. Hayatın amacına sizce uygun
mudur?

*

Fujuh tercümesini yapmak her türlü ihanettir. Bu hayatta her şey tek ve o kadar kalabalıktır. Bu
hayatta neye isim giydirirsek onu kalıplaştırır ve stabilize etmek yerine sabitleriz. İnsanlar aslında
dürüst olmak yerine, makul ortamlarda ve kişilerle uygun davranmağı öğrenmelidir. Yani öyle
söylediler. Doğruluk burası için değilmiş Bu hayatta cennete bir bilet için dua ve onurlu bir vatandaşlık
için diploma sisteminde hayata sığınmaktayız. Hep bir kâğıttayız. İnsan sürekli kendisini güçlü zan
eder ancak dünya bu kadar güçlüyken nasıl ola bilir ki bu?
Hayat her zaman “Üç sirke tadıcısı” alegorisine sığınmaktadır. Hepimiz, aynıyız belki ruhlarımız, eşit
ve beraber, ancak fikirlerimiz, dünyevi mahsullerimiz ki, bizi biz yapan şey şekil değiştirir yada
öncellikleri şekil değiştirir.
Bütünlüğümüz eşit olsaydı hayat komik bir yer olurdu muhtemelen. Okumamız lazım önce bize
sunulan hadiseleri, rolümüzü oynamamamız için tüm oyunu baştan sona çözmemiz gerek. Boşluk
güçlü olandır, asıl olanı kapsayandır. Neden mutlu olduğunuzda sizce önemsemeyiz? . Sanki olması
gerek buymuş gibi, ancak sıkıldığımızda yada bezdiğimizde dünya bize darlaşır. Demek ki boşluk olan
yerler yıkılır ve güçlüdür . Gerçekler zıtlıkların kıyaslaması yolu ile bulunmaktadır. Aslında o kadar
bahaneciyiz ki hepimiz sürekli konduramamalardayız. Halbuki evren çalışır ve bize aslını gösteride biz
göremeyiz. Sonra ise iki vah bir tüh ile uğraşıyoruz. Çözmek insan evladı için bir zulüm. Boşuna kürek
aslında. Denizde yüzmek için kürek bize verilide ancak kullanmak zor geliyor. Hazıra kim alıştırdı bizi?
Burada aklıma direk bir hadiseden kıssa geliyor:
Hiakujo bir talebesi ile ormanda yürürken bir tavşan onlardan kaçar ”Tavşan neden senden kaçtı?
Diye sorar. Benden korktuğu için yanıtı verilir. Hayır der usta” çünkü senin öldürme iç güdün var”. Sen
varsın diye olaylar başına gelmez, senin için gelir belki büyütmek, belki yüceltmek, belki yeniletmek
için. Ama gerçekten ne kadar okuya biliyoruz, olaylarımızı.
Ne kadar küçük olaylar içerisinde büyüklüğü fark ediyoruz. Yalın ve basit olan şey gerçekten
öyle midir.

*


Ne kadar değişik bir serüven içerisindeyiz. Et parçasındanız ancak kılıç gibi alet edinmiş ve
çekinmeden savaş gibi tarihi ortama atlamışız. Hayvanlarda öyle değil mi iğneleri vardır, en yumuşak
huylu hayvan bile mecbur kaldığında savaşır. Tıpkı bir insan gibi. Bu hayatta her şey değişik ve
değişkendir. Ve sürekli olan tek şey değişimdir.
Bitkileri, hayvanları sürekli bir şeylerimize alet ediyoruz. Kendimizi saflığa, sadeliğe adayarak,
yaptıklarımızın bedelini onlara ödetiyoruz. Sözde insanız duygusal varlıklar. İnsan sever olmadan
hayvan sever oluyoruz.
Bizler birde aslında dışsal varlığız esasında. Mesela birde elbisenin rengi kesimi vücudun duruşu ve
yürüyüş şekli sanatsal kişiliğin dışa vurumlardır. Estetizm bir Zen sanatıdır. ‘ Sadece çiçekleri
özleyenlere, karlı tepelerde bin zahmetle bin bir zahmetle büyüyen goncaların içinde eziyet çeken
baharı göstersem bir nafile..,

“Çaynamede alınmayan çay tatları”


Olduklarımızdan çok olamadıklarımızla zaman geçiriyoruz. Bizler sosyalliği fazla konuşmakla
karıştırıyoruz. Kendini dinle dediğimizde bir çoğumuz nasıl oluyor ki bu olay diye kendi kulağımıza
fısıldıyoruz. Utanıyoruz öğrenmekten. Bazen de çok ısrarsız ve cesaretsiziz.
Bizler abartılmışlıklardayız ve büyütülmekte. Ne çok kişi müdür. Ne kadar tatmin ediliyorlar birisine
bir iş yaptırmakla. “Bak benim sözüm geçiyor gibi cılızlıklarla”. Birileri fark etsin artık bu büyükçükleri.
Bize ise bir koltuk bir masa bırakılabilir bilinir.

İkili ilişkilerde yüz analiz ? okumak için tıklayabilirsiniz. > ; kadirkucuk.com

Abone Ol 

ulker mehdili

Ülker Mehdili Uyruğu:Azerbeycan Okuduğu Unıveriste:Uludağ işletme bölmü

İlgili Makaleler

REKLAM
Başa dön tuşu
×

Hello!

Click one of our contacts below to chat on WhatsApp

× Size nasıl yardımcı olabilirim ?
%d blogcu bunu beğendi: