Ortadoğu da Devlet ve İktidar Mücadelesi - Kadir KÜÇÜK
NewUncategorized

Ortadoğu da Devlet ve İktidar Mücadelesi

Abone Ol 

Ortadoğu da devlet kavramının önemini birden çok nedensellik ve tarihsel boyut olarak ele almadan önce Ortadoğu kavramını bilmemiz gerekir.

Пример HTML-страницы
Пример HTML-страницы

Neden Ortadoğu ? Kime göre Ortadoğu ? Neresi Ortadoğu ?

ortadoğu

***

İşte temel üç soru üzerinden kavramın geniş bir tanıma ulaşması gereklidir. Ortadoğu kavramının ortaya çıkışı 1900 yılların başlarında oluşmaya başlamıştır. Osmanlı’nın çöküşünü planlayan Avrupalı devletler, bunların başını çeken İngilizler ve devlet dışı bazı faktörlerin yeni düzen nizamı diye adlandırdıkları Osmanlı’yı bölmek ve kurulacak yeni devletleri kendilerinin kontrolünde olacak ve doğal madenleri kullanmak ve en önemlisi Petrol kaynaklarını kendi kontrollerinde idame etmek. Tabi bunları yapabilmek için önlerinde bulunan en büyük engel olan Osmanlı Devletini parçalamak.

 Batılıların o zamanlardaki ifadesiyle bugün Suriye, Irak, Katar,Türkiye, Kıbrıs, Ürdün, İsrail, Lübnan, İran, Batı Şeria ve Gazze (Filistin), Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman, Kuveyt, Bahreyn, Yemen, Mısır, Afganistan topraklarının olduğu yerleri Avrupa’yı Dünyanın merkezi olarak ele alıp buralara Ortadoğu demişler. Yine Avrupa’ya yakın olarak Hindistan ve Akdeniz arasındaki güneybatı Asya ülkelerini tanımlamakta kullanılan ve Ortadoğu da kapsayan yerlere Yakın Doğu, ve kendilerine uzak olan doğunun diğer devletleri Avustralya ve Yeni Zelanda gibi devletlerin olduğu yerleri de Uzak Doğu olarak adlandırmışlar. Bu kavramları özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası çok kullanmışlar. Günümüze kadar da kullanılmaya devam etmiştir.

***

Ortadoğu aslında İngilizlerin güçlü devlet olma ve nüfuzunu genişletme gayesi bakımından önem arz etmektedir. Bu sebepten yıllarca bu topraklarda Batılı devletlerin işgal girişimleri ve mücadeleleri devam etmiştir. Ortadoğu tarihin her döneminde birçok çatışmaya mahal olmuş ve bu çatışmalar günümüze kadar devam etmektedir. Bu çatışmaların yaşanmasında Din, siyaset, ekonomi, sosyal nedenler ve bölgede bulunmayan diğer devletlerin ve devlet dışı bazı aktörlerin etkileri vardır.

Bu etkenlerin oluşması ve batılı devletlerin buradaki mücadelesi, Osmanlı devletinin buradaki hakimiyetini kaybetmesiyle daha da artmış ve Batılı devletler bölgede dini, etnik unsurları ve mezhepsel farklılıkları kullanarak çeşitli terör unsurlarıyla birlikte çatışma ve şiddeti arttırmıştır. Günümüzde bu bölgede özellikle ABD ve Rusya başta olmak üzere bölgede çıkarı bulunan devletler bu çatışmaları iyice körüklemektedirler. Bölgede bulunan İsrail bu çatışmalardan yararlanarak Yahudiliğin inancı olan vadedilmiş topraklara kavuşma hayali ile bölgedeki çatışmalardan yararlanıp topraklarını genişletme çabası içine girmiştir.

Bölgede etkili güç konumunda olan Suudi Arabistan, İran ve İsrail’in politikalarının, bu çatışma ve savaşların yaşanmasında doğrudan rolleri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Selefi-Vahhabi çizgideki Suudi Arabistan, Şii çizgideki İran ve Siyonist politikalar güttüğünü her fırsatta ifade eden İsrail’in izlediği politikalar, bölgedeki istikrarsızlığın ve yaşanan çatışmaların en büyük bölgesel nedenidir.

***

Bölgede yaşanan çatışmalarda devlet dışı aktörler olarak dikkat çeken DAEŞ/İŞİD, YPG/PKK, Hizbullah, Hamas gibi örgütlere bakıldığında ise bunların da arkasında yine yukarıda sayılan devletlerin olduğunu ve Batılı devletler tarafından desteklendiği de bilinmektedir.  Ortadoğu’nun kaderi, bölgedeki zengin enerji kaynakları nedeniyle, küresel güçler tarafından bölgede bulunan ülkelerin eline bırakılmamıştır. Zira bölgeyi kontrol eden güç zengin enerji kaynaklarına hâkim olacak ve bu sayede de küresel bir güç olabilecektir. 20. Yüzyılın başlarında İngiltere, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ise ABD bölgeyi kontrol eden güç olmuştur. Günümüzde ABD, Ortadoğu coğrafyasını kontrol edebilmek, bölgedeki en önemli stratejik ortağı İsrail’in güvenliğini sağlayabilmek adına bölgeye çeşitli yollarla müdahalelerde bulunmaktadır. ABD’nin bölgeye müdahil olması ise, bölgeye demokrasi ve barış getirmek bir yana, bölgede yaşanan çatışmaları daha da artırmaktadır.

Bölgede ABD’nin karşısında ise, Soğuk Savaş yıllarındaki Sovyetler Birliği’nin varisi denebilecek olan Rusya yer almaktadır. İran ve Suriye ile çok yakın ilişkileri olan Rusya, bu ülkeler vasıtasıyla Orta Doğu üzerinde var olmaya çalışmaktadır. Ayrıca ABD ile ilişkileri kötü olan ülkelere de kucak açmak suretiyle bölgede etki alanını genişletmeye çalışmaktadır.

***

Devletler ve devlet dışı unsurlardan oluşan bu aktörlerin birbirleriyle olan ilişkileri, Ortadoğu’daki anlaşmazlık ve çatışmaların temel gerekçesi olmakla birlikte, bu ilişkilere yön veren temel unsurlar da bu aktörlerin sahip olduğu çeşitli iç dinamikler olarak karşımıza çıkmaktadır. Klasik uluslararası ilişkiler yaklaşımları çerçevesinde bölgede yaşananları izah etmek, konuya çok yüzeysel bir yaklaşım göstermek demektir. Zira Ortadoğu’da özellikle Soğuk Savaş dönemi sonrasında yaşanan uluslararası ilişkileri anlamlandırmada meseleyi salt ‘güç’ veya ‘refah’ gibi unsurlarla izah etmek mümkün değildir. Bu çalışmada, bölgede yaşananları anlamlandırabilme adına uluslararası ilişkiler alanındaki her türlü olayın temelinde ‘güç’ faktörünün yerine ‘fikirler, normlar, kültürel değerler ve kimlikler’i kullanma eğiliminde olan Sosyal İnşacı kuramın yaklaşımları esas alınarak bölgedeki devlet dışı aktörler ve bu aktörleri yönlendiren bazı iç dinamikler bulunmaktadır.

Bugün Bölgeye baktığımızda Soğuk Savaş dönemi gibi iki kutup görülmektedir. Bir yandan ABD, diğer yanda Rusya. Bu devletlerin güç mücadelesi diğer devletlerin taraf seçme gibi bölgede kendilerini kullandırmaları ve devlet dışı olan örgütlerin desteklemesine göz yumarak aslında biz çatışmayı gerçekleştirmiyoruz bu örgütler yapıyor yalanlarıyla uluslararası ilişkiler sebebiyle diğer devletlerin buna göz yumması bu iki devleti bölgede daha da etkin hale getirdi. Bugün Suriye’nin parçalanması Rusya’nın bölgedeki çatışmaları körüklemesiyle oluşmuştur. Bölge de bulanan Türkiye ise izlediği politikalar nedeniyle sınır güvenliğini sağlamak, bölgedeki terör unsurlarını yok etme çabası içerisindedir.

Neden Ortadoğu ?

Ortadoğu zengin enerji kaynaklarını bulundurmasından ötürü bu kaynakların anlaşıldığı günden bu yana çatışmalar sürekli olmuştur. Bölgeye tarihsel olarak birçok devlet ev sahipliği yapmış olsa da bölgenin değeri anlaşıldığından beri sınırlar sürekli değişmiştir. Bu bölgede en önemli unsur terör devleti olarak bölgeye giren ve 1948 yılında tanınan İsrail olmuştur. Filistin topraklarını işgal ederek ABD desteğiyle bölgeye hakimiyet kurma çabası içinde olmasına rağmen o yıllarda çevresinde bulunan arap ülkeleri tarafından benimsenmemiş ve birçok savaş yaşanmıştır. İsrail nüfusunun az olması sebebiyle bölgede endişe içinde ve kendisine güvenli bölge oluşturma çabasındadır. Bu sebepten ABD İsrail için askeri destek sağlayarak güvenliğini de üstlenmiş oluyor. Bununla birlikte İsrail’in Siyonizm inancı ile Yahudiler yıllarca dünyanın farklı yerlerinde yaşamasına rağmen bu bölgede toplanmış ve vaat edilmiş topraklara kavuşma inançları ile bölgeye yerleşmişlerdir.

İsrail’in bölgede Arap devletlerle sürekli savaş halinde olması ve bu durumdan hep en karlı devlet olarak çıkmasının ardında da farklı sebepler yer almaktadır. Bölgede çevre ülkelerle yaşadığı dış politika sebebiyle sürekli süregelen çatışmaları küresel düzeyde ABD ile olan stratejik ortaklığıyla birlikte aşmaya çalışmıştır. Çevresinde bulunan Arap devletlerinin İsrail ile olan çatışmalarını kendi içerlerinden yaşanan iç çatışmalarıyla hafiflemesi üzerine bu devletlerde kurulan örgütleri destekleyerek karlı çıkmıştır. Özellikle Irak ve Suriye de yaşanan iç savaş İsrail’i iyice rahatlatmış ve bölgedeki hakimiyetiyle uğraşamaz hale gelmişlerdir. Ortadoğu da yaşanan bu çatışmaların tamamında İsrail’in bir oyunu içerisinde gerçekleştiği aşikardır.

***

II. Dünya Savaşından bu yana, Ortadoğu coğrafyasında sürekli büyüyen ve yaşanan hemen her olaydan ve sıcak çatışmadan kârlı çıkan taraf, hep İsrail olmuştur. Geçmişte İsrail’e tehdit unsuru olan devletler ise teker teker ekarte edilmiş, bu açıdan bölgedeki İran gibi diğer güçlü devletler doğal olarak sıranın kendilerine de geleceğini düşünerek buna göre hazırlık yapmaya başlamışlardır. İran’ın nükleer silah elde edinme gayreti bunun en iyi örneğidir.

Irak ve Suriye’nin bölünmesi ve bu denli bir iç savaşa sürüklenmesinde bölgede kurulan ve batılı devletler tarafından desteklenen terör örgütlerinin büyük etkisi olmuştur. Bölgede yaşayan toplumu birçok sebepten dolayı ayrıştırma çabası içinde olan örgütlerden DAEŞ/IŞİD ve PKK/YPG terör örgütleri gelmektedir. Suriye ve Irak ile Türkiye’nin Güneydoğusunda yaşayan Kürtlerin adını kullanarak PKK/YPG terör örgütüyle bir Kürt devleti kurmak, bu bölgede yaşayanların Müslüman olmasından dolayı İslam’a bir zarar vermek için İslam’ın adına kullanarak DAEŞ/IŞİD terör örgütüyle bir İslam devleti kurma senaryosuyla bölgedeki devletleri bölme çabası içerisindeler. Ama asıl hedef bu örgütleri kullanıp ABD’nin desteğiyle bölgedeki İsrail’in tüm Ortadoğu’yu ele geçirmek olduğunu biliyoruz.

Günümüze Etkisi

Günümüzde özellikle İslam dinini bilmeyen toplumlarda İslam denince akla terör gelir olmuştur. Bunda –sözüm ona- İslam adına yapıldığı söylenen terör eylemlerinin çok büyük katkısı olmuştur. Kendisini bir “İslam Devleti” olarak tanımlayan bu terör örgütünün adı içinde “İslam” kelimesinin geçiyor olması da aslında birçoklarına göre İslam dinini karalama amaçlı bir algı operasyonu olduğu da aşikardır.

Bu sebepten anlıyoruz ki Ortadoğu, kaderi kendi eline bırakılamayacak kadar önemli bir bölgedir. Bu bölgede güçlü olmak demek dünya da söz sahibi olmak demektir. Bu yüzden ki ABD ve Rusya bölgede soğuk savaş döneminde olduğu gibi ülkeleri kendi yanlarına çekme gayesiyle ikili bloklaşmayı kurma içerisindeler. Türkiye olarak bölgede etkili olma çabası içerisinde olsak da bir yandan ABD, diğer yandan Rusya ile ilişkiler içerisinde olmak zorundayız.

***

1991 yılından bu yana ABD, Ortadoğu’da bizzat bulunmanın ekonomik, siyasi ve insani maliyetini gördüğünden, 2000’li yıllarla birlikte bölgeyi stratejik ortaklar ve müttefikler vasıtası ile kontrol altında tutmaya çalışmıştır. Bölgede İsrail, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri, Türkiye ve Mısır ABD’nin en önemli ortaklarıdır. Son dönemde Türkiye ve Mısır’da yaşanan gelişmeler her ne kadar bu ortaklığın sorgulanmasına neden olsa da, bu ülkeler ABD için çok önemli ortaklardır. Buna karşılık bölgede İsrail’in karşısında yer alan İran ve Suriye’deki Esed yönetimi, ABD’nin en önemli tehdit algılarıdır. Bu ülkeleri Rusya’nın (ve onun da arkasında Çin’in) destekliyor olması, Ortadoğu’yu küresel bir mücadele alanına çevirmektedir. Bölgedeki enerji kaynakları kısa vadede bitmeyeceğine ve İsrail’in başka bir yere taşınması ihtimali olmadığına göre, ABD’nin bölgeden çıkma gibi bir tercihi bulunmamaktadır. Bu da bölgenin bundan sonra da küresel bir mücadele alanı olmaya devam edeceği anlamına gelmektedir.

Ana Sayfa için ; http://bc.vc/0soauIE

İletişim için ; http://bc.vc/MMKdmK8 https://kadirkucuk.com/iletisim/


Referans/Kaynak

“Rusya’da yeni askeri doktrin: En büyük tehdit NATO” http://www.bbc.com/turkce/ haberler/2014/12/141226_rusya_askeri_doktrin, Erişim tarihi: 15.10.2015.

Akgün B. (2012). ABD’nin Suriye Politikası, Suriye Krizinde Bölgesel ve Küresel Aktörler (Perspektifler, Sorunlar ve Çözüm Önerileri). Stratejik Düşünceler Enstitüsü, SDE Uluslararası İlişiler Program Koordinatörlüğü.

Askeroğlu, S. (2015). Rusya Suriye’de Neden Direniyor.

http://www.21yyte.org/tr/ arastirma/rusya/2013/05/27/7013/rusya-suriyede-neden-direniyor, Erişim tarihi:15. 10.2015.

Balcı, Ç. (2012). İran, Pragmatizm ve PKK. UPA, Uluslararası Politika Akademisi, http:// politikaakademisi.org/iran-pragmatizm-ve-pkk/, Erişim tarihi:15.10.2015.

Bodur, H. E. (2003). Vahhabi Hareketi ve Küresel Terör. KSÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2(2), ss. 7-20.

Bozkurt, A. (2014). Hizbullah’ın Lübnan’da Kuruluşu ve Popülaritesinin Sebepleri. Tarih Okulu Dergisi (TOD), 7(17), ss. 599-627.

http://www.clarionproject.org/sites/default/ files/islamic-state-isis-ISIL-factsheet-1.pdf, Erişim Tarihi: 15.10.2015.

Çiçekçi, C. (2015). İsrail’in Güncel Güvenlik Habitatı. Orsam Bölgesel Gelişmeler Değerlendirmesi, No.24.

 Doster, B. (2012). Bir Bölgesel Güç Olarak İran’ın Ortadoğu Politikası. Ortadoğu Analiz, 4(44). Efegil, E. (2013a). İsrail’in Dış Politikasının Belirleyicileri. Ortadoğu Analiz, 5(49).

http://www.21yyte.org/tr/arastirma/rusya/2013/05/ 27/7013/rusya-suriyede-nedendireniyor, Erişim tarihi: 15.10.2015.

http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/12/141226_rusya_askeri_doktrin, Erişim Tarihi: 15.10.2015.

Onay, Y. (2015). Rusya’nın Orta Doğu Politikasını Şekillendiren Parametreler. Bilge Strateji, 7(12).

Philips J. A. (1995). İran’ın Kuşatılması. çev. İ.Çakmak, C.Ekiz, Avrasya Dosyası, 2(1) İlkbahar.

Pirinççi F. Orhan, O. ve Duman, B. (2014). ABD’nin IŞİD Stratejisi ve Irak ile Suriye’ye Olası Yansımaları. ORSAM Rapor No: 191, Ankara.

Deniz Yıldırım, Ortadoğu’daki Çatışmalara Devletlere ve Devlet Dışı Aktörlerin Etkileri. TESAM, (129-146), 2016.

Abone Ol 

Kadir Küçük

Site Yöneticisi ve Kurucusu I Araştırmacı I Yazar I Şair I Web Site Mimarı

İlgili Makaleler

REKLAM
Başa dön tuşu
×

Hello!

Click one of our contacts below to chat on WhatsApp

× Size nasıl yardımcı olabilirim ?
%d blogcu bunu beğendi: